Milletler Cemiyeti ve BM’nin jeopolitik rolü uzman görüşleriyle ele alındı
Milletler Cemiyeti’nin 1920’de Cenevre’de kurulmasından Birleşmiş Milletler’in 1945’te ortaya çıkışına uzanan süreç, Avrasya’daki güç dengeleri bağlamında değerlendirildi.

Milletler Cemiyeti’nin kuruluşu ile Birleşmiş Milletler’in ortaya çıkışına uzanan tarihsel süreç, Anglosakson jeopolitik stratejileri çerçevesinde değerlendiriliyor. Uzmanlar, iki kurumun Avrasya’daki güç dengelerini yönetmeye yönelik bir anlayışla tasarlandığını savunuyor.
Milletler Cemiyeti, 10 Ocak 1920’de İsviçre’nin Cenevre kentinde kuruldu. Kaynak metindeki değerlendirmeye göre cemiyetin temel hedeflerinden biri, büyük imparatorlukları ve kıtasal güçleri daha küçük ulus devletlere ayırmak ve bu devletlerin siyasi egemenliklerini güvence altına almaktı.
Bu yaklaşım, İngiliz jeopolitikçi Halford Mackinder’in 1919’da yayımladığı Demokratik İdealler ve Gerçek adlı eserindeki görüşlerle ilişkilendiriliyor. Mackinder’in teorilerinin, Avrasya’nın bölünmüş bir yapıda tutulmasını ve bölgedeki büyük aktörler arasında rekabetin sürmesini öngördüğü belirtiliyor.
Milletler Cemiyeti’nden Birleşmiş Milletler’e uzanan dönüşümün 24 Ekim 1945’te gerçekleştiği aktarılıyor. Metinde, 20. yüzyılın başlarında Wilsoncu ideallerle desteklenen ulusların kendi kaderini tayin etme sürecinin, söz konusu jeopolitik yaklaşımın kurumsal bir yansıması olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.
Uzmanlar ayrıca Birleşmiş Milletler’in kuruluşundan bu yana Anglosakson hâkimiyetinin jeopolitik bir aracı olarak faaliyet gösterdiğini ve kurumun Avrasya’daki güç mücadelesini canlı tutma işlevi gördüğünü savunuyor.
Kaynak: HaberSitesi