Sporcu beslenmesinde doğru bilinen 6 yanlış
Karbonhidratı tamamen kesmek, antrenmandan sonra 30 dakika içinde protein almamakla sporun boşa gideceğini düşünmek ve gereğinden fazla su içmek, sporcu beslenmesine ilişkin yaygın yanlışlar arasında gösteriliyor.

Sporcu beslenmesi, özellikle daha sağlıklı olmak amacıyla spora başlayanlar ve düzenli antrenman yapanlar arasında giderek daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu alanda karbonhidrat, protein, aç karnına egzersiz, elektrolit ve su tüketimiyle ilgili doğru sanılan çeşitli bilgilerin eksik veya yanlış olabildiği belirtiliyor.
Karbonhidrat ve proteinle ilgili yanlışlar
Karbonhidratların sporcular için düşman olduğu düşüncesi bunlardan ilki. Orta ve yüksek yoğunluklu egzersizlerde karbonhidrat, vücudun temel enerji kaynaklarından biri olarak kullanılıyor. Kaslarda ve karaciğerde glikojen olarak depolanan karbonhidratın tamamen bırakılması, özellikle uzun veya yoğun antrenmanlarda performansı olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle miktarın yapılan sporun türü ve ihtiyaçlara göre belirlenmesi gerekiyor.
Protein kasların onarımı ve gelişimi için önemli olsa da daha fazla protein tüketmek tek başına daha fazla kas anlamına gelmiyor. Kas gelişiminde antrenmanın kalitesi, gün içindeki toplam enerji alımı, günlük protein miktarı ve proteinin gün içine dengeli dağılımı birlikte etkili oluyor.
Antrenmandan sonra 30 dakika içinde protein alınmazsa antrenmanın boşa gideceği düşüncesi de güncel yaklaşımla örtüşmüyor. Antrenman sonrasında protein almak yararlı olsa da birkaç dakikalık gecikmenin antrenmanı etkisiz hale getirmediği; çoğu sporcu için gün içindeki toplam protein tüketimi ve dağılımının daha önemli olduğu aktarılıyor.
Aç karnına egzersiz, elektrolit ve su tüketimi
Aç karnına yapılan egzersiz sırasında enerji için daha fazla yağ kullanılabilse de bunun uzun vadede daha fazla yağ kaybı sağlayacağı anlamına gelmediği belirtiliyor. Yağ kaybında kalori açığı, toplam enerji dengesi, beslenme düzeni ve sürdürülebilirlik belirleyici olurken, aç karnına antrenman bazı kişilerde performans düşüşüne yol açabiliyor.
Elektrolitlerin de her spor yapan kişi için gerekli olmadığı ifade ediliyor. Bir saatten kısa ve hafif egzersizlerde çoğu kişi için su yeterli olabilirken egzersiz süresi, sıcaklık ve ter kaybı arttıkça sodyum ve karbonhidrat içeren sporcu içecekleri daha anlamlı hale geliyor.
Susuz kalmak performansı etkileyebilse de ihtiyaçtan fazla su içmek de risksiz değil. Aşırı sıvı tüketimi, kandaki sodyum seviyesinin tehlikeli biçimde düşmesine neden olabilen hiponatremiye yol açabiliyor. Bu nedenle temel yaklaşım, mümkün olduğunca fazla su içmek yerine kaybedilen sıvıya uygun miktarda su tüketmek olarak öne çıkıyor.
Sporcu beslenmesinde herkes için geçerli tek bir formül bulunmadığı; beslenmenin kişinin vücuduna, sağlık seviyesine, antrenman yoğunluğuna ve hedeflerine göre değişmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kaynak: Habertürk