Kahve tüketimi bağırsak mikrobiyomundaki değişimlerle ilişkilendirildi
University College Cork bünyesindeki araştırmacıların 62 sağlıklı yetişkinle yaptığı çalışmada, kahve tüketimi ile bağırsak bakterilerindeki farklılıklar arasında ilişki bulundu.

İrlanda’daki University College Cork bünyesinde faaliyet gösteren APC Microbiome Ireland araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, kahve tüketimi ile bağırsak mikrobiyomundaki değişimler arasındaki ilişki incelendi. Bulguların ruh hali ve beyin işlevleriyle bağlantılı olabileceği belirtildi.
Araştırmaya 30-50 yaş arasında 62 sağlıklı yetişkin katıldı. Katılımcıların 31’i hiç kahve tüketmeyen, 31’i ise düzenli olarak günde yaklaşık 3-5 fincan kahve içen kişilerden oluştu.
Çalışmanın ilk aşamasında iki grubun bağırsak mikrobiyomları ile çeşitli bilişsel ve davranışsal ölçümleri karşılaştırıldı. Düzenli kahve içen katılımcılardan daha sonra iki hafta boyunca kahve tüketmemeleri istendi. Bu sürecin ardından katılımcılar kafeinli veya kafeinsiz kahve tüketmek üzere iki gruba ayrıldı ve üç hafta boyunca takip edildi.
Kahve tüketenlerle tüketmeyenlerin bağırsak mikrobiyomlarında farklılıklar görüldü. Kahvenin bırakılması ve yeniden tüketilmeye başlanması sırasında bazı bağırsak mikroorganizmalarının düzeylerinde de değişimler gözlemlendi. Yeniden kahve tüketimiyle ortaya çıkan bazı değişimlerin, kahvenin kafein içerip içermemesinden bağımsız olduğu belirlendi.
Kafeinli ve kafeinsiz kahve tüketiminin ardından stres, depresyon ve dürtüsellik gibi bazı ölçümlerde düşüşler gözlemlendi. Kafeinli kahve dikkat ve uyanıklıkla, kafeinsiz kahve ise bazı bilişsel ölçümlerdeki değişimlerle ilişkilendirildi. Araştırmacılar, kahvenin etkilerinde kafein dışındaki bileşenlerin de rol oynayabileceğini değerlendiriyor. Polifenoller gibi bileşenlerin bağırsak mikroorganizmalarıyla etkileşime girebileceği belirtiliyor.
Araştırma, kahvenin doğrudan daha iyi ruh hali, hafıza veya bağırsak sağlığına neden olduğunu kanıtlamıyor. Çalışmanın 62 kişiyle sınırlı olması ve bazı sonuçların ilişki düzeyinde kalması nedeniyle daha geniş araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.
Kaynak: Habertürk