ABD’nin çekilmesi Irak’ta güvenlik denklemini değiştirdi
ABD birliklerinin Irak’tan tamamen çekilmesinin ardından Bağdat yönetimi, silahlı grupları devlet otoritesi altına alma ve güvenlik kapasitesini artırma sürecine yöneldi.

ABD birliklerinin Irak’tan tamamen çekilmesiyle Bağdat yönetimi, ülkedeki silahlı grupları kontrol altına alma ve devlet otoritesini güçlendirme hedefiyle yeni bir sürece girdi. 2003’ten bu yana devam eden ABD askerî varlığının sona ermesi, Irak’ın iç güvenliği ve bölgesel güç dengeleri açısından yeni bir dönemi başlattı.
Irak hükümeti, silahlı grupları devlet otoritesi altına almak için çalışmalarını hızlandırırken, sürecin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor. Başbakan Ali ez-Zeydi’nin silahsızlanma takvimini 2027’ye ertelemesi, bu sürecin zorluklarına işaret eden gelişmeler arasında değerlendiriliyor.
İran’ın etkisi ve silahlı gruplar
ABD’nin çekilmesi, İran’ın Irak’taki siyasi ve güvenlik ağı üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre İran’ın nüfuzu yalnızca askerî varlığa dayanmıyor; devlet kurumları ve Haşdi Şabi gibi yapılar üzerinden de etkisini sürdürüyor.
Kaynakta, İran’ın resmî düzeyde Irak’ın iç işlerine müdahale etmediği yönünde mesaj verdiği, ancak silahlı grupların devletle çatışmadan ve silahlarını teslim etmeden varlıklarını sürdürmesine yönelik bir strateji izlediğinin belirtildiği aktarılıyor. Bazı gruplar siyasete entegre olmayı kabul ederken, Ketaib Hizbullah ve Nüceba Hareketi gibi grupların tutumunun Bağdat’ın devlet tekelini sağlama hedefini zorlaştırdığı ifade ediliyor.
Ekonomik ve güvenlik baskıları
Irak’ın Washington’ın finansal yaptırım gücü, Tahran’ın lojistik ve ekonomik etkisi ile Körfez ülkelerinin bölgesel politikaları arasında denge kurmaya çalıştığı belirtiliyor. Petrol ihracatının yönetimi ve sınır güvenliği, Bağdat’ın hareket alanını belirleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.
ABD’nin çekilmesinin ardından DEAŞ tehdidinin yeniden canlanabileceğine ilişkin endişeler de Irak güvenlik güçlerinin kapasitesini artırma ihtiyacını gündeme getiriyor. Uzmanlar, ülkedeki silahların geleceğinin yalnızca Bağdat’taki iç tartışmalara değil, ABD ile İran arasındaki bölgesel pazarlıklara da bağlı olabileceğini değerlendiriyor.
Kaynak: HaberSitesi