ABD’nin Ortadoğu stratejisinde İran’ın tarihsel konumu
ABD, II. Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’yu dış politika gündeminin öncelikli bölgelerinden biri olarak değerlendirdi. 1943 Tahran Konferansı, Washington’un İran’a yönelik politikasında önemli bir dönüm noktası olarak ele alındı.

Ortadoğu, II. Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin dış politika gündeminde öncelikli bir konuma yerleşti. Bölge, tarih boyunca küresel güçlerin rekabet alanı olurken savaşın ardından yeni küresel sistemin de çekim merkezlerinden biri haline geldi.
ABD’nin bölgeye ilişkin stratejik yaklaşımını ifade eden isimlerden biri, siyasetçi ve askeri lider Dwight D. Eisenhower oldu. Eisenhower, Ortadoğu’nu dünyadaki en stratejik bölge olarak tanımladı. Bu yaklaşım, ABD’nin İngiltere ve Fransa’nın bölgedeki nüfuz alanlarına yönelik hamlelerini de etkiledi.
ABD’nin bölgedeki etkisini artırmaya yönelik ilk somut adımlardan biri, 1943’te düzenlenen Tahran Konferansı’nda atıldı. Franklin Roosevelt, Winston Churchill ve Josef Stalin’in katıldığı konferansta savaş sonrası küresel sistemin temelleri ele alındı.
Konferansın yapıldığı dönemde İran, Sovyetler Birliği ile Birleşik Krallık arasında nüfuz bölgelerine ayrılmış durumdaydı. Roosevelt, İran’ın savaş sonrasında bağımsız bir devlet olarak kalması gerektiği görüşünü müttefiklerine kabul ettirdi.
Bu gelişme, ABD’nin Ortadoğu’daki uzun vadeli stratejik çıkarları ve İran’a yönelik politikası açısından tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
Kaynak: HaberSitesi